Dilovası için adalet nöbeti 5. haftasında: ‘Taleplerimiz net…’

Img

Kocaeli Dilovası Ravive Kozmetik Fabrikası yangınında hayatını kaybedenlerin yakınları sorumluların ve kamu görevlilerinin yargılanması için düzenledikleri adalet nöbetinin 5. haftasında.

“8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik işyerinde çıkan yangında Cansu Esetoğlu, Nisanur Taşdemir, Tuğba Taşdemir, Hanım Gülek, Esma Gikan, Şengül Yılmaz ve Tuncay Yıldız’ı kaybettik. 3’ü çocuk, 6’sı kadın 7 işçinin yaşamını yitirmesinin ardından başlattığımız Dilovası Adalet Nöbeti’nin 5. haftasındayız. Bugün burada hem ana davada hem de kamu görevlileri hakkında yürütülen ayrı soruşturmada gelinen aşamayı paylaşmak istiyoruz.

Katliama ilişkin ana ceza davası 16 sanık hakkında devam etmektedir. Sanıklardan ikisi halen firaridir. Davanın ilk duruşması 24 ile 27 Mart 2026 tarihleri arasında, ikinci duruşması 20 Mayıs 2026 tarihinde görülmüştür. İkinci duruşmada binanın yapımı ve kiraya verilmesiyle bağlantılı Güven Demirbaş ile işyerine iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren kuruluşun sorumlu müdürü Ünal Aslan tahliye edilmiştir. Aleyna Oransal hakkında ise konutu terk etmeme kararı verilmiştir. Davanın 3. duruşması 21 Temmuz 2026 tarihinde Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülecektir.

Ana dava devam ederken kamu görevlilerinin sorumluluğu ayrı bir soruşturma dosyasında ele alınmaktadır. Bu dosyada henüz iddianame hazırlanmamış ve dava açılmamıştır. Bu nedenle kamu görevlileri şu anda sanık değil, şüpheli sıfatındadır. Aileler olarak en önemli taleplerimizden biri, bu soruşturmanın geciktirilmeden tamamlanması ve sorumluluğu bulunan bütün kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmasıdır.

Soruşturma dosyasına giren bilirkişi raporunun ardından 26 Haziran 2026 tarihinde dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü Hüseyin Öztürk, eski Yapı Kontrol Müdürü Cihan Sorgucu, Selim San, Yapı Kontrol Müdürü Muammer Telcli, zabıta yöneticileri Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı ile Dilovası Belediyesi Başkan Yardımcısı Necati Temiz tutuklanmıştır. Denetim tutanaklarında imzası bulunan belediye personeli Ömer Kocabay ise serbest bırakılmıştır. Cengiz Taşdemir ile Nizamettin Balcı, bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma suçlaması kapsamında tutuklanmalarından 6 gün sonra tahliye edilmiştir.

Tutukluluk bir mahkumiyet değildir. Ancak 7 insanın yaşamını yitirdiği bir dosyada, sorumlulukları bilirkişi raporunda değerlendirilen iki kamu görevlisinin yalnızca 6 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesi aileler olarak ciddi kaygı duymamıza neden olmuştur. Bu tahliye kararlarını kabul etmiyoruz. Tahliye kararları verilirken dosyaya yeni bir delil girip girmediğinin, mevcut belgelerin nasıl değerlendirildiğinin ve soruşturmanın bundan sonra hangi işlemlerle sürdürüleceğinin açıklanmasını istiyoruz.

Soruşturma yalnızca birkaç belediye görevlisiyle sınırlandırılamaz. Ravive hakkında yapılan CİMER başvurularının hangi kurumlara gönderildiği, başvurular üzerine hangi işlemlerin yapıldığı, yıkım kararının neden uygulanmadığı, işyeri açma ve çalışma ruhsatı bulunmayan üretimin nasıl sürdürüldüğü, sigortasız ve çocuk işçiliğin neden tespit edilmediği açıklığa kavuşturulmalıdır. Valilik, Kaymakamlık, Dilovası Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, SGK, İŞKUR, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile elektrik dağıtım ve denetim kurumlarının sorumlulukları ayrı ayrı incelenmelidir.

Bu soruşturmadaki en önemli belgelerden biri 24 Ekim 2025 tarihli belediye yazısı ve aynı tarihte düzenlenen tespit tutanağıdır. Belediye yazısında şirketin daha önce ruhsatlı olarak faaliyet gösterdiği adresten taşındığı ve yangının çıktığı Mimar Sinan Mahallesi 513/3 Sokak Numara 11 adresinde ruhsatsız biçimde faaliyetini sürdürdüğünün tespit edildiği belirtilmektedir. Aynı denetime ilişkin tutanakta ise denetim sırasında işyerinde çalışma yapılmadığı kaydedilmiş, işyeri sahibinden ruhsat ve izin belgeleri istenmiş ancak hiçbir belge ibraz edilememiştir. Tutanakta Nizamettin Balcı ile Ömer Kocabay’ın imzaları bulunmaktadır. Buna rağmen işyerinin faaliyetini durduracak, kapatılmasını sağlayacak veya kaçak kullanımı sona erdirecek etkili bir işlem yapılmamıştır. Yangın yaklaşık 15 gün sonra meydana gelmiştir.

Bizlere ‘helalleşme’ adı altında yapılan görüşme ve teklif girişimleri ile ailelerin gönüllü avukatlarından Av. Saruhan Efe Kadaifçi’nin sanık Ali Osman Akat’ın şikâyeti üzerine ifadeye çağrılması da sürecin dışında görülemez. Aileler üzerinde baskı kurulmasına, hukuki takibin zayıflatılmasına ve dosyanın kamuoyundan uzaklaştırılmasına yönelik her girişim ayrıca unutulmamalıdır.

Bu belgeler, işyerinin adresinin, ruhsatsız durumunun ve gerekli belgelerinin bulunmadığının belediye tarafından bilindiğini göstermektedir. Bu nedenle sorumluluk yalnızca işverenlerle sınırlandırılamaz. Yıkım kararının neden uygulanmadığı, işyerinin neden kapatılmadığı, ruhsatsız üretimin neden devam ettiği, sigortasız ve çocuk işçi çalıştırılmasının neden tespit edilmediği bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Belediye, kaymakamlık, valilik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu ve ilgili diğer kurumların denetim ve işlem kayıtları dosyaya getirtilmelidir.

Adalet Nöbeti bu nedenle önemlidir. Nöbetimizin amacı yargı sürecini düzenli biçimde takip etmek, eksik bırakılan işlemleri kamuoyuna duyurmak ve ailelerin adalet talebinin unutulmasına izin vermemektir. Ana davada yalnızca birkaç kişinin değil, üretimi yönetenlerin, işyerini kullananların, iş sağlığı ve güvenliği hizmetini verenlerin ve bağlantılı şirketlerin sorumluluğu ortaya çıkarılmalıdır. Kamu görevlileri hakkındaki soruşturmada da yalnızca birkaç belediye çalışanıyla yetinilmemeli, işyerinin yıllarca faaliyetine devam etmesine imkan veren bütün idari süreç incelenmelidir.

Taleplerimiz nettir.

* Kamu görevlileri hakkındaki soruşturma gecikmeden tamamlanmalı ve sorumluluğu bulunan herkes yargı önüne çıkarılmalıdır.

* Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı hakkında verilen tahliye kararlarına karşı yapılan itirazlar etkili biçimde değerlendirilmelidir.

* Bilirkişi raporunda ve resmi belgelerde sorumluluğuna işaret edilen bütün kamu görevlileri soruşturmaya dahil edilmelidir.

* Ruhsat, yıkım, zabıta, denetim, iş sağlığı ve güvenliği, sigorta, elektrik ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi başvuru kayıtları eksiksiz olarak dosyaya getirtilmelidir.

* Ana dava ile kamu görevlileri hakkındaki soruşturma birbirini tamamlayacak biçimde yürütülmelidir.

* Dava ailelerin ve kamuoyunun kolayca takip edebileceği bir adliye salonunda görülmelidir.

* Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırma komisyonu derhal kurulmalıdır.

3’ü çocuk 7 işçinin ölümüne yol açan bütün sorumlular ortaya çıkarılmadan ve yargı önüne çıkarılmadan adalet sağlanmış olmayacaktır. Biz aileler olarak ana davayı, kamu görevlileri hakkındaki soruşturmayı ve 21 Temmuz 2026 tarihindeki üçüncü duruşmayı takip etmeye devam edeceğiz. Tüm kamuoyunu Gebze Kent Meydanı’ndaki Dilovası Adalet Nöbeti’nde ve davamızda yanımızda olmaya çağırıyoruz.

Dilovası için adalet, herkes için adalet.”

yok

Author: Emre Çelik